Şu an giriş yapmadınız ya da
Yazı :  Efsane Fotoğraflar
2011-06-20 00:00


Her fotoğrafın bir hikayesi vardır. Birileri hızla hayatına devam ederken, fotoğrafçı o hayatların bir karesini sonsuza kadar dondurur ve kaydeder. Başkalarının hikayesini anlatır.
1 Yorum Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.







Efsane Fotoğraflar




Her fotoğrafın bir hikayesi vardır. Birileri hızla hayatına devam ederken, fotoğrafçı o hayatların bir karesini sonsuza kadar dondurur ve kaydeder. Başkalarının hikayesini anlatır. Fotoğrafın en büyük gücü de buradan gelir aslında. Bazıları her zaman hatırlamak istediğimiz görüntüleri ölümsüzleştirir, bazı fotoğraflar ise o kadar güçlüdür ki unutmak istediklerinizi en sert şekilde yüzünüze vurur her defasında.


Efsane Fotoğraflar - Yanan Rahip


İşte bu fotoğraflardan biri; ‘The Burning Monk – Self-Immolation’ (Alevler İçindeki Rahip). Gördüğüm en güçlü ve sarsıcı görüntü. Gücü; kadrajından, doğru şekilde yapılmış ayarlarından ya da odaklama gibi herhangi bir teknik detaydan kaynaklanmıyor. Rahibi kucaklayan alevlerin elleriyle onu daha da derine çekiyormuş hissi yaratan görüntüsünden, rahibin yüzündeki kabullenmesi güç sakin ifadeden geliyor. Fotoğrafçının deklanşöre bastığı o anın gücünden. Evet, sert bir duvar gibi çarpıyor insanın yüzüne.


1963’te Budist Rahip Thich Wuang Duc, Güney Vietnam başbakanı Diem’in ayrımcı politikalarını protesto etmek için kendini ateşe veriyor. Saniye saniye yanıp kül olurken tek bir kez bile hareket etmiyor, hiçbir ses çıkarmıyor. Aynen fotoğraftaki gibi, şu an biz fotoğrafta ne görüyorsak orada bu inanılmaz anı izleyen kalabalık da onu görüyor. Sadece izliyorlar. Malcolm Browne ise o anı kareleyen tek kişi. Çektiği görüntünün gerçekliğine inanamıyor bir süre. Sadece ‘fotoğraf’çekiyor ve ‘The Burning Monk’ ile Pulitzer ödülünü kazanıyor. Sonrasında gelen en önemli ayrıntı ise Browne’nin ckendi ümlelerinde saklı. ‘Bu fotoğraf gurur duyduğum bir şey değil’ diyor röportajlarında ve ekliyor: ‘Yıllarca o rahip kendisini diri diri yakarken neden engellemeye çalışmadığımı sordular. Hayır, engelleyemezdim… Fakat o an makinem yanımda olmasaydı, tarih çok farklı olabilirdi.’ Fotoğraf böyle bir şey işte; güçlü… ‘The Burning Monk’ da bunun en harika örneklerinden biri… Çünkü bu fotoğrafın yayınlanmasından sonra Amerika, Diem rejimine verdiği desteği geri çekiyor ve bir fotoğrafçı acı çeken bir halka en güzel hediyeyi vermiş oluyor.


Efsane Fotoğraflar - Ayrılmış Su Çeşmeleri


Elliot Erwitt, hayatın içinden çekip çıkardığı absürd ve ironik karelerle tanınan bir fotoğrafçı. Hatta insanlar fotoğraflarını eğlendirici bulduğunda bunun hoşuna gittiğini çünkü trajik olmaktansa komik olmayı tercih ettiğini söylüyor. Fakat öyle bir fotoğrafı var ki yıllar boyunca yaptığı tüm şakaları bir kenara bırakıp yaşadığımız dünyanın gerçekliğiyle yüzleşmeye zorluyor bizi: ‘Segregated Water Fountains’ (Ayrılmış Su Çeşmeleri).


Kim söylemişti hatırlamıyorum ama biri güzel bir laf etmişti. ‘Siyahilerin eksiği yok. Hatta bir de fazlaları var: renk pigmentleri’. Bu fotoğrafta ise siyahilerin ‘gerçek dünya!’da neler yaşadıklarını, her insanın doğuştan sahip olduğu yaşam haklarından nasıl mahrum bırakıldıklarını, nelere maruz kaldıklarını görüyoruz. İki farklı çekme; biri büyük ve lüks, diğeri ise küçük ve olabildiğine boş verilmiş. Üstelik etiketlenmiş, isim bile verilmiş; ‘Renkliler için’. Ten rengi beyaz olmayanların sadece oradan su içebileceğini belirtiyor. Ne yazık ki bu kez Erwitt’in şakalarından biri değil. Kendisinden farklı olanı ötekileştiren, dışlayan zihniyetin fotoğrafla kanıtı. Çok şey yazmaya da gerek yok aslında, bu fotoğrafta anlatılan bir toplumun hikayesi. Elliot Erwitt 1950’de Leica M3 kullanarak çekmiş bu efsane fotoğrafı. Amerika’da ırk ayrımına son vermek için çıkarılan ilk yasa ise 1954 yılına rastlıyor, şu an yıl 2011. Asıl ironik olan bu sanırım.



Efsane Fotoğraflar - Tiananmen Meydanı


Bir insan ne kadar güçlü olabilir? Onlarca tankı durdurabilir mi mesela?


Bu sorunun cevabını veren fotoğraf, Magnum fotoğrafçısı Stuart Franklin tarafından 1989’da Çin’deki Tiananmen Meydanı Protestosu sırasında çekilmiş. Kullanılan makine 35mm Rolleiflez SL serisine ait. Franklin fotoğrafını, çektiği karenin tüm sarsıcı etkisine rağmen en sade haliyle adlandırmış; The Tiananmen Square (Tiananmen Meydanı). Beijing’li öğrencilerin başlattığı gösteriler sırasında Franklin’in kadrajına giren bu öğrenci elindeki torbalarla evine gitmeye çalışıyor belli ki. Günlük hayatın bir parçası o. Fakat karşısındaki tankların o hayata dahil olmasını istemiyor. Tankların önünde öylece duruyor ve Franklin gösterileri izlediği otelin balkonunda deklanşöre basıyor. Fotoğrafı bu kadar etkileyici kılan da o öğrencide gizli aslında. Devasa tanklar önünde elinde torbalarıyla tek başına öylece duran bir adamın ‘hangisi daha güçlü’ sorusuna cevap veren o hali.


Franklin fotoğrafı ilk eline aldığında çok ilginç bir kare olmadığını, öğrencinin kadrajda çok küçük göründüğünü düşünmüş. Fakat bir arkadaşı bu fotoğrafın tarihin unutamayacağı bir kare olduğunu söylemiş. İşte yine karşımızda hikayesi ile ölümsüzleşen bir fotoğraf. Çünkü Franklin bu fotoğrafıyla World Press Photo ödülünü kazandı. The Tiananmen Square ise Soğuk Savaş döneminin sona ermesini müjdeleyen uluslararası bir sembol haline geldi. O dönemlerde neredeyse her öğrenci duvarında bu fotoğraf asılıydı.


Efsane Fotoğraflar - Kahraman Gerilla


Eminim ki herkes Ernesto ‘Che’ Guevera’nın bu portresini afişler, posterler, t-shirtler, şapkalar üzerinde ve sayısız görsel mecrada milyonlarca kez görmüştür. Fakat çok az kişi bilir ki bu fotoğrafın ismi ‘Guerillero Heroico’(Kahraman Gerilla). Tam olarak an’ı yakalamak ile ilgili bir fotoğraf bu. Tıpkı fotoğrafın sahibi Alberto Korda’nın açıkladığı gibi, “… bu fotoğraf bilgi ya da teknik ürünü değil. Gerçek bir tesadüf ve salt bir şansın eseri.” Küba Devrimi’nden önce uzun yıllar boyunca moda fotoğrafçılığı yapmış bir fotoğrafçının ağzından dökülen bu cümleler oldukça dikkat çekici elbette. Üstelik Korda bu ünlü fotoğraf için hiçbir zaman bir ücret talep etmemiş, kullanımına sınırlandırma getirilmesine izin vermemiş. İstediği tek bir şey olmuş; o da Che’nin ününe zarar verebilecek herhangi bir amaç için kullanılmaması.


‘Guerillero Heroico’, 1960 yılında Fidel Castro’nun Havana limanı patlamasında hayatını kaybedenler için düzenlenen toplu cenaze töreninde, Leica M2 fotoğraf makinesi ve Kodak plus-X pan film kullanılarak çekilmiş. Tamamen spontane, bir anda ve inanılmaz bir tesadüfle… Çünkü o zaman 31 yaşında ve cenaze törenine katılan halktan biri olan bu genç adam bir anda kalabalık arasından Korda’nın kadrajına girmiş ve hiç farkında olmadan iki kare fotoğrafı çekilmiş. Yüz hatlarındaki gerginlik, bakışlarındaki geleceğe dair bir şeyler söyleyen kararlılık ve o güçlü ve dik duruşu ile Korda’yı oldukça etkilemiş olacak ki fotoğraf yıllarca fotoğrafçının başucundaki duvarda asılı kalmış. Poster olarak basımı ise ancak Che’nin ölümünden sonra gerçekleşmiş. O yıldan beri ise Marksist devrim ve isyan ruhunun en önemli sembolü haline gelmiş.


Şimdiye kadar birçok posterde kullanılan, üzerinde değişiklikler yapılan, Warhol’un bir Pop Art çalışmasında kullanılan ve duvarlara grafitileri yapılan bu fotoğrafın etkisinden hiçbir şey kaybetmemesinin sebebi ise Korda’nın deklanşör ile arasındaki inanılması zor, hayranlık duyulası bağ ve Che’nin güç ve kararlılık dolu bakışlarının tek bir karede birleşmiş olması elbette.


Mehtap Ç.

 

1 Yorum
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Saturnden
Saturnden  2011-06-27 05:15
Yazı çok başarılı ve bilgilendirici olmuş. Emeğinize sağlık.

YENİ! Duyuru :  Misafir Bloggerlar Aranıyor
YENİ! Yarışma :  Çatı
YENİ! Yazı :  Zenit Kullanımı
YENİ! Yarışma :  Analograf Yarışma, Siyah Beyaz
YENİ! Yazı :  Fotoğrafa Pan Bakmak
YENİ! Yazı :  Siyah Beyaz Fotoğraf
YENİ! Etkinlik :  Şip-Şak Analograf Hatırası
YENİ! Yazı :  4 Mevsim Fotoğraf
YENİ! Yarışma :  Analograf Yarışma, Gökyüzü
YENİ! Yarışma :  Analograf Yarışma, Geometri
YENİ! Yazı :  Siyah-Beyaz Film Banyosu
İpucu :  Su Altı Holga
Etkinlik :  Analograf Galeri
Yazı :  Blackbird, Fly
Yazı :  Agfa?
Duyuru :  Sen de yaz!